28 Mart 2017 Salı

Danıştay 11. Daire 2001/365 E.N , 2001/2335 K.N. ( İş Sonu Tazminatı )



 

Danıştay

11. Daire 2001/365 E.N , 2001/2335 K.N.

 

İlgili Kavramlar

İŞ SONU TAZMİNATI

SÖZLEŞMELİ PERSONEL

Özet

SÖZLEŞMELİ PERSONEL ÇALIŞTIRILMASINA İLİŞKİN ESASLARIN DÜZENLENDİĞİ 6.6.1978 TARİH VE 7/15754 SAYILI BAKANLAR KURULU KARARINI DEĞİŞTİREN 9.2.1979 GÜN VE 7/17150 SAYILI BAKANLAR KURULU KARARININ 7. MADDESİNİN 1. FIKRASINDA YER ALAN KURALI, ÇALIŞANLARIN ANAYASA İLE GÜVENCE ALTINA ALINAN SOSYAL GÜVENLİK HAKKINI KISITLAYICI VE ÇALIŞANLAR ARASINDA EŞİTSİZLİĞE NEDEN OLDUĞU GEREKÇESİYLE İPTALİNE KARAR VERİLMİŞTİR. İPTAL EDİLEN KURAL NEDENİYLE MAHRUM KALINAN PARASAL HAKLARIN DAVA TARİHİNDE İŞLETİLECEK YASAL FAİZLE BİRLİKTE TAZMİNİ GEREKİR.

İçtihat Metni

Davanın Özeti : T.C. ... Büyükelçiliğinde kavas kadrosunda sözleşmeli personel statüsünde çalışmaktayken talebi doğrultusunda 30.6.1991 tarihinde görevine son verilen ve Sosyal Sigortalar Kurumundan aylık bağlanan davacı tarafından, iş sonu tazminatı veya ikramiye ödenmesi yolundaki başvurusunun reddine ilişkin Dışişleri Bakanlığının 14.2.1992 tarih ve 1550-820 sayılı işlemi ile bu işleme dayanak gösterilen 6.6.1978 tarih ve 7/15754 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının, özel sektörde sözleşmeli olarak çalışanların kıdem tazminatını yasal güvence altına alan Devletin, kamu sektöründe sözleşmeli olarak çalışanlara kıdem tazminatı veya ikramiye ödenmeyeceği şeklinde işlem tesis etmesinin Anayasaya aykırı olduğu, Devlet kuruluşlarında işçi veya memur olarak çalışanların sözleşmeli statüye geçmeleri nedeniyle kazanılmış haklarını kaybetmelerinin hukuk devleti ilkesi ile ilgisinin bulunmadığı iddiasıyla iptallerini ve almış olduğu en son maaşı göz önüne alınarak hesaplanacak iş sonu tazminatının görevine son verildiği 30.6.1991 tarihinden itibaren en yüksek reeskont faiziyle birlikte tazmini istenilmiştir.

Başbakanlık'ın Savunmasının Özeti : Davacının çalışma sözleşmelerinde, görevden ayrıldığında iş sonu tazminatı veya ikramiye alamayacağı hükmü bulunduğundan dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddi gerektiği savunulmuştur.

Dışişleri Bakanlığı'nın Savunmasının Özeti : Sözleşmeli personel çalıştırılmasına ilişkin esasları düzenleyen 6.6.1978 tarih ve 7/15754 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla, statü, hak ve yükümlülükleri belirlenen sözleşmeli personele, sözleşme ücreti dışında herhangi bir ad altında ödeme yapılamayacağı ve sözleşmelere bu yolda hüküm konulamayacağı kuralının getirildiği, davacının da, görevden ayrılması halinde sözleşme ücreti dışında kalan kıdem tazminatı veya iş sonu tazminatı alamayacağını bilerek ve bu hususu kabul ederek sözleşme imzaladığı, dava konusu işlemde bu nedenle mevzuata aykırılık bulunmadığı iddialarıyla davanın reddi gerektiği savunulmuştur.

Danıştay Tetkik Hakimi: Hüseyin Ünal Kara

Düşüncesi : Mevzuatımızda, asli ve sürekli kamu hizmetini gören memurlar, işçiler ve Emekli Sandığı iştirakçiliği sağlanan sözleşmeli personel için emekli ikramiyesi veya kıdem tazminatı adı altında emeklilik tarihi itibarıyla toptan ödeme yapılması öngörülmüşken, 657 sayılı Yasanın 4/B-2. fıkrasında yer alan yetki kullanılarak bu hükme dayanılarak çalıştırılan ve Sosyal Sigortalar Kurumuyla ilgilendirilen sözleşmeli personelin kıdem tazminatı veya emeklilik ikramiyesi hakkından yoksun bırakılması hukuka aykırıdır.

Kaldı ki Anayasanın 128.maddesiyle kamu görevlilerinin özlük haklarının Yasayla düzenlenmesi bir zorunluluk iken Bakanlar Kurulu Kararı ile bu ana düzenlemeye aykırı bir biçimde sözleşmeli personelin sosyal güvenlik haklarının düzenlenmesi de hukuksal dayanaktan yoksundur.

Bu nedenle, 6.6.1978 gün ve 7/15754 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının 7/1.maddesi ile söz konusu Bakanlar Kurulu Kararı'na dayanılarak tesis edilen bireysel işlemin iptali ve yoksun kalınan parasal tutarın hüküm tarihindeki gerçek tutarının yasal faiziyle birlikte tazmini gerektiği düşünülmektedir.

Danıştay Savcısı : Zehra Birden

Düşüncesi : ... Büyükelçiliğinde kavas kadrosunda sözleşmeli personel statüsünde çalışmakta iken talebi doğrultusunda 30.6.1991 tarihinde görevine son verilen davacının iş sonu ödencesi veya ikramiye ödenmesi yolundaki başvurusunun reddine ilişkin işlem ile bu işleme dayanak gösterilen Bakanlar Kurulu Kararının iptali ve hesaplanacak kıdem tazminatının 30.6.1991 tarihinden itibaren en yüksek reeskont faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açtığı davanın reddine ilişkin Danıştay 10. Dairesi kararı İdari Dava Daireleri Genel Kurulu tarafından karar düzeltme istemi kabul edilmek suretiyle bozulmuş olduğundan ve 2577 Sayılı Yasanın 49. maddesinin 6. fıkrasında yer alan hüküm karşısında Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulu'nun bozma kararlarına karşı Dairenin ısrar hakkı bulunmadığından bozma kararı uyarınca davacının iş sonu ödencesi veya ikramiye verilmesi isteminin reddine ilişkin işlemin iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmüştür.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Onbirinci Dairesince 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesine 5.4.1990 gün ve 3622 sayılı Kanunun 18.maddesiyle eklenen 6. fıkra hükmü uyarınca Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulunun 21.4.2000 gün ve E:2000/274, K:2000/581 sayılı olup Danıştay Onuncu Dairesinin 28.3.1996 gün ve E:1994/6516, K:1996/1700 sayılı kararının bozulmasına ilişkin kararına uyularak işin gereği görüşüldü:

Dava, T.C. ... Büyükelçiliğinde 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 4. maddesinin (B) fıkrasında düzenlenen sözleşmeli personel statüsüne göre kavas kadrosunda çalışmakta iken istemi doğrultusunda 30.6.1991 tarihinde görevine son verilen ve Sosyal Sigortalar Kurumundan aylık bağlanan davacının, iş sonu tazminatı veya ikramiye ödenmesi yolundaki başvurusunun reddine ilişkin Dışişleri Bakanlığının 14.2.1992 günlü, 1550-820 sayılı işlemi ile bu işleme dayanak gösterilen 6.6.1978 tarih ve 7/15754 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının, sözleşme ile çalıştırılacak personele sözleşme ücreti dışında herhangi bir ad altında ödeme yapılamayacağı hükmünü içeren 7. maddesinin 1. fıkrasının iptali ile son maaşı gözönüne alınarak hesaplanacak iş sonu tazminatının görevine son verilme tarihi olan 30.6.1991'den itibaren hesaplanacak en yüksek reeskont faiziyle birlikte tazmini istemiyle açılmıştır.

Davalı idareler tarafından; SSK'dan emekli olan davacının toptan ödeme yapılması isteminin reddedilmesine dair işlem, 7/15754 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının 7. maddesinin 1. fıkrasına ve davacının çalıştığı yıllarda idareyle imzaladığı sözleşmede yer alan " ... görevden ayrıldığında iş sonu tazminatı veya ikramiye alamayacağını peşinen kabul eder." hükmüne dayandırılmıştır.

657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 4.maddesinde kamu hizmetlerinin memurlar, sözleşmeli personel, geçici personel ve işçiler eliyle gördürüleceği kurala bağlanmıştır.

657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 4/B maddesinde düzenlenen sözleşmeli personel statüsü belirli bir iş için uzmanlaşmış bir elemanı yüksek ücretle çalıştırarak, işi en iyi biçimde yürütmek ve iş bittikten sonra çalışan kişinin ilişiğini keserek Devlet bütçesine gereksiz yere yük olmasını önlemek için getirilmiştir. Ancak uygulamada sözleşmeli personel statüsünün bu amacıyla kullanılmadığı da bilinen bir gerçektir. Zira Devletin yürütmekle görevli olduğu asli ve sürekli kamu hizmetlerinin tümünde sözleşmeli personel istihdam edilmekte, bunlar emekli olana kadar bu statüde çalıştırılmakta ve bunların bir kısmı Sosyal Sigortalar Kurumu ile bir kısmı Emekli Sandığı ile ilgilendirilmekte, hizmet sürelerini tamamladıktan sonra emekliye ayrılmalarında ise Sosyal Sigortalar Kurumu ile ilgilendirilenlere herhangi bir toptan ödeme yapılmamaktadır. Oysa bu kişilerin memur statüsünde çalıştırılmış olmaları halinde emekliye ayrıldıklarında bir toptan ödeme yapılacağı hususu tartışmasızdır.

Bunun yanı sıra, kamu veya özel sektörde çalışan işçiler, memurlar, kamu iktisadi teşebbüslerinde sözleşmeli personel statüsünde çalışanlar, kamu kurumlarında kapsam dışı personel statüsünde çalışanların tümü, çalıştıkları işten ayrıldıklarında kesenek ve prim karşılığı olmaksızın yalnızca çalışılan süreye bağlı olarak bir toptan ödeme almaktadır.

657 sayılı Yasanın 4/B maddesinde öngörülen sözleşmeli personel statüsünün esasları, anılan hükmün ve 1978 yılı Bütçe Kanununun 12. maddesinde yer alan genel bütçeye dahil daireler, katma bütçeli idareler, döner sermayeli kuruluşlar, belediyeler, özel idareler ve kamu iktisadi teşebbüslerinde sözleşme ile çalıştırılan personelin çalıştırılma genel esaslarının Bakanlar Kurulunca çıkarılacak bir çerçeve kararnameyle saptanacağı hükmüne dayanılarak çıkarılan 6.6.1978 günlü, 7/15754 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile düzenlenmiştir. Anılan Bakanlar Kurulu Kararının her yıl bütçe kanunlarına konulan hükümlerle yürürlüğü devam ettirilmiş bulunmaktadır.

1978 yılı Bütçe Kanununun 12.maddesine göre Bakanlar Kurulunca 9.2.1979 tarihinde çıkarılan 7/17150 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile 6.6.1978 tarih ve 7/15754 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının 7. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "Sözleşme ile çalıştırılacak personele çalışma ücreti dışında herhangi bir ad altında ödeme yapılamaz." hükmünün devamına " ve sözleşmelere bu yolda hüküm konulmaz." ibaresi eklenmiş, aynı maddenin 2. ve 3. fıkralarında ise, yurt dışında çalıştırılacak sözleşmeli personele iş sonu tazminatı ödenmesinin esasları belirlenmiş, maddenin 4. fıkrasında da, hangi hallerde iş sonu tazminatı verilmeyeceği kurala bağlanmıştır.

Bu hükümlerin birlikte incelenmesinden, sözleşmeli personele, çalışmakta iken sözleşme ücreti dışında herhangi bir ödeme yapılmayacağı, yurt dışında çalıştırılan yabancı uyruklu personele ise belirtilen esaslar çerçevesinde işsonu tazminatı verileceğinin kurala bağlandığı, ancak yabancı uyruklular dışında kalan sözleşmeli personele hangi esaslar dahilinde iş sonu tazminatı veya ikramiye ödeneceğine ilişkin bir düzenlemenin yapılmadığı ve dava konusu uyuşmazlığın da, bu eksik düzenleme nedeniyle ortaya çıktığı anlaşılmaktadır.

Çalışanların Anayasa ile güvence altına alınan sosyal güvenlik hakkının, bu konudaki diğer hukuksal düzenlemelerde de yer alması gerekmektedir. Dolayısıyla, 657 sayılı Kanun ve 1978 yılı Bütçe Kanunu ile Bakanlar Kuruluna verilen yetkinin doğal sonucu; diğer çalışanlara olduğu gibi sözleşmeli personele de iş sonu tazminatının verilmesine ilişkin usul ve esaslara; konuyu düzenleyen Bakanlar Kurulu Kararında yer verilmesidir.

Bu durumda, gerek sözleşmeli personel arasında iş sonu tazminatı ve ikramiye yönünden oluşan farklılığın giderilmesi, gerekse kamuda çalışan diğer personelle sözleşmeli çalışanlar arasındaki eşitsizliğin kaldırılması bakımından, dava konusu Bakanlar Kurulu Kararında bu konuda bir düzenleme yapılmaması ve 7. maddesinde, yabancı uyruklu personel dışındaki sözleşmeli personelle ilgili iş sonu tazminatına yer verilmemiş olması eşitlik ilkesine ve hukuka aykırı bulunmaktadır.

Dava konusu Bakanlar Kurulu Kararında ve davacı ile idare arasındaki sözleşmede yer alan, iş sonu tazminatı verilmeyeceğine dair hükme dayanılarak, davacının iş sonu tazminatı veya ikramiye verilmesi isteminin reddine ilişkin olarak tesis edilen işlemde de bu nedenle hukuka uygunluk görülmemiştir.

Öte yandan, dava konusu olayın özelliği de dikkate alındığında, yerleşmiş yargısal içtihatlara göre, işlem tarihinden itibaren yoksun kalınan parasal haklara dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerekmekte olup, davacının yoksun kaldığı parasal tutarların, dava tarihi olan 13.4.1992'den itibaren yasal faiziyle birlikte tazmini gerekmektedir.

Açıklanan nedenlerle davanın kabulü ile 6.6.1978 tarih ve 7/15754 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının 20.2.1979 günlü, 16556 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 9.2.1979 tarih ve 7/17150 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla değişik 7. maddesinin 1. fıkrası ile bu düzenlemeye dayalı olarak tesis edilen Dışişleri Bakanlığı Personel Daire Başkanlığı'nın 14.2.1992 gün ve 1550-820 sayılı işleminin iptaline, 25.10.2001 tarihinde esasta oybirliği, tazminine hükmedilen tutara uygulanacak olan yasal faizin başlangıç tarihinin tespiti hususunda da oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY

Açılan davada, iş sonu tazminatı isteminin reddine ilişkin işlem 14.2.1992 tarihinde tesis edilmiş olup, davanın kabulü yönünde oluşturulan karar üzerine, olumsuz işlem tesis edildiği tarih itibarıyla ortadan kalkacağından faiz istemlerinin de işlem tarihi itibarıyla hesaplanması hukuka uygun olup aksi yöndeki çoğunluk görüşüne bu yönden katılmıyorum.

 

 

 

 

 




26 Mart 2013, Salı 11:07
1720 defa okundu.

EN SON EKLENEN HABERLER !

sizde yorum yapın SESİNİZİ DUYURUN


NOT : Bu sayfalarda olan yorumlar ziyaretcilere aittir.

YORUMLAR

Ilk yorum yapan siz olun.